18 02 2009

Ne acılarlar bıraktı

<!-- /* Font Definitions */ @font-face {font-family:Tahoma; panose-1:2 11 6 4 3 5 4 4 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:swiss; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:1627421319 -2147483648 8 0 66047 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:Tahoma; mso-fareast-font-family:"Times New Roman"; color:black;} @page Section1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} --> Ne acılarlar bıraktı yüzümdeki çizgiler  üstüme şimdi rengi solmuş hırkam kaldı senden bana kalan tek şey ne çok şey yaşamışım senle saçlarımı açıkken ne çok severdin şimdilerde kalmadı saçalarım kırıldı döküldü artık rengi beyaz oldu ellerim yıprandı artık çizgiler oluştu yüreğimde tuttum yıllarca aradım seni sokaklarda belki karşıma çıkarsın diye yorgun bedenimle ayakta bile zor  duruyorum  sen  olmayınca o kadar acıyor ki kalbim  can senin yokluğun çok koyar bana  seni unutmak için o kadar çabama verdim ki olmadı can olmadı seni söküp atamadım yüreğimden  şimdi tüm kapılar yüzüme kapanıyor  ayak izlerin kaldı sokak kapısında  giderken gölgeni bırak bana senin yokluğunda   avunurum   artık yalanlara kalıyorum ayakta elimde kırık dökük telleri kopmuş gitarımla seni bekliyorum gelirsin diye şarkıların notalarına yazdım seni ne çok severdin gitarımın sesini duyunca hemen gözünden bir damla yaş gelirdi  bir nefes çekerdin sigarandan  içinde kalırdı haykırışların atamazdın  dışarı al şimdi hepside... Devamı

17 02 2009

BİLMEM hangi ŞEHİRDESİN

<!-- /* Font Definitions */ @font-face {font-family:Tahoma; panose-1:2 11 6 4 3 5 4 4 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:swiss; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:1627421319 -2147483648 8 0 66047 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:Tahoma; mso-fareast-font-family:"Times New Roman"; color:black;} @page Section1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} --> Bilmem hangi şehirdesin belki bir sokak köşesinde  kendi yalnızlığınla baş başa sın ellerinle yıktığın hayallerini  ara bul şimdi belki bir yaprak altındadır Sattığın sevgini artık başka bedendeler de  çöpe attığın aşkın da yok kim bilir çöpçüler nereye attı aşkını   şimdi mutlumsun dur acaba   Sokak aralarında bıraktığın  ayak izlerini  sildim tüm sokaklar dan Savurdum tüm  küllerini bulutlara verdim  çocukken oynadığım  Oyunları kırık dökük basamaklar da bıraktım Sesimi bir ağaç altında bıraktım  seni sevmemek  için tüm sözleri  yırtıp attım   Sana acılan kapıları vurdum yüzüne kayan her yıldızda seni görüyorum sana olan nefretimi görüyorum Sancılar başladı yüreğim de acılara boğdum bedenimi Taşsa cevirdim kalbimi yıkması kolay olsun diye Beyazken siyah oldu ellerim karanlık ıssız caddelerde kaldım sonu olmayan bir girdap dan geçiyorum yüreğimde kasırgalar kopuyor  Aldım elime yüreğimi gidiyorum bu şehirden alın sizin olsun sevgide aşkta duyguda lanet olsun böyle hayatta da sevmenin yalan olduğu bir hayatta artık nefes al... Devamı

17 02 2009

Sedef Çiçeği

Mahkeme salonunda, seksenlerindeki yaşlı çiftin durumu içler acısıydı. Adam inatçı bakışlarla suskun, ninenin ağlamaktan iyice çukurlaşmış gözler ve keskin çizgileriyle bıkkın bakışları süzüyordu etrafını. Ve hakimin tokmak sesiyle sustu uğultu ve tok sesiyle, sözü yaşlı kadına verdi, hakim. "Anlat teyze neden boşanmak istiyorsun?" Yaşlı kadın derin bir nefes çektikten sonra baş örtüsüyle ağzını aralayıp, kısılmış sesiyle konuşmaya başladı. "Bu herif yetti gari, 50 yıldır bezdirdi hayattan." Sonra uzunca bir sessizlik hakim oldu mahkeme salonunda. Sessizlik bu tür haberleri her gün manşet yapan gazetecilerden birinin flaşıyla bozuldu. Kim bilir nasıl bir manşet atacaklardı, yaşanmış 50 yılın ardından. Çok sayıda gazeteci izliyordu davayı, kadın neler diyecekti. Herkes onu dinliyordu. Yaşlı kadının gözleri doldu. Ve devam etti. "Bizim bir sedef çiçeği vardı, çok sevdiğim. 50 yıl önceydi. Sedef çiçeğini, bana kocam olacak bu adam getirmişti. Onun bir yaprağını koparmak suretiyle tohumlamıştım. Onu büyük bir sevgiyle büyüttüm. Yavrumuz olmadı, sedef çiçeğini yavrum bildim. Bir süre sonra çiçek kurumaya başladı. O zaman adak adadım. Her gece güneş açmadan önce bir tas suyla sulayacağım onu diye. İyi gelirmiş dedilerdi. 50 yıl oldu, bu herif bir gece kalkıp, bir kere de bu çiçeği ben sulayayım demedi. Ta ki geçen geceye kadar. O gece takatim kesilmiş, uyuyakalmışım. Ben böyle bir adamla 50 yıl geçirdim. Hayatımı, umudumu her şeyimi verdim. Ondan hiçbir şey göremedim. Bir kerecik olsun, benim bildiğim görevlerden birisini yapmasını bekledim. Onsuz daha iyiyim, yemin ederim." Hakim, yaşlı adama dönerek: "Diyeceğin bir şey var mı baba?" dedi. Yaşlı adam basto... Devamı

15 02 2009

SAKIZ AĞACI

 SAKIZ AĞACI O bir sakız ağacıydı, alelade; Bir gün o yeşil sahile çıktı geldi, O zaman bu zamandır memnun yerinden; Seyreder bulutları, göğü, denizi. Titreşirdi rüzgarla güneşli yaprakları; Ömür sürdü öyle hoşnut dünyasından, Aydınlıktan uyku tutmazdı bazı gece, Motor sesleri duyulurdu uzaklardan. Tanrı adın işitmedi ömründe; İnanmadan da madem yaşanıyor diye, Rüzgarlı bir kıyıda, sevinç içinde, Yaşamak dururken düşünmek niye? Anmadı geçenleri bir defa bile; Ne uğraşır mesut olan gelecekle? Bir avare misali, günü gününe, O bir sakız ağacıydı, yaşadı sade. can yücel Devamı

09 02 2009

Bir nevi intihar mektubu!!!

 Bir nevi intihar mektubu!!! İyi bir gün olabilirdi. Belki eskiye nazaran iyi, daha iyi. Kendimi kandırmayı bırakıp hayata gözlerimi açabilirdim. Eğer ki şartlar daha başka olsaydı bunu yapabilirdim. Gözlerimi güneşe çevirip bende ‘Hayat Güzeldir’ diye bağırabilirdim gökyüzüne doğru. Göçmen kuşları göçlerinden alı koyabilirdim, yılanları deliklerinden çıkarabilirdim. Okulumu bitirip diplomamı dükkanıma asabilirdim. Yabancı dilimi geliştirip yut dışına bile işe giderdim. Herşey daha iyi olabilirdi. Kim bilir belki bende istemiyorum işlerin iyi gitmesini. Hergün aynı şeyleri yaşamayı beklemekten hoşlanıyorumdur belkide. Her akşam yatağa düşüncelerimi taşımayı seviyorum, sabah kalktığımda yarım yamalak uykunun verdiği dingilliği seviyorum. Her akşam aynı saatte biten bir sigara paketinin yerine yenisini almayı seviyorum. Sevmek mi? İyi olmak mı? Mutluluk mu? İşte yine başladı kendimi kandırmalarım. Kasvetli günlerde yaptığım gibi yine olayı saptırmaya başladım. Halbuki bu bir intihar mektubu olacaktı. Kendimi acındırmaya çalılşıyorum yine, bundan nefret ettğim halde. Oysa bu yüzden seçmemişmiydim intiharı, birilerinin bana acımasından bıktığım için ölmicekmiydim. Her şeyin bir sınav olduğunu ne çabuk unutmuştum ki en zorlusunda bulunduğum şu anda, sınavı erken terk etmek için düşüncelerimden kaçmaya çalıştığım şu anda. Her şeyi geciktirmeye çalışıyorum. Oysa ki çok acele çıkmıştım işten, hatta on beş dakika erken çıkmıştım sırf ölümü bekletmemek için. Ama yine olmadı. Yine başaramadım, Zaten amacım başarmak, başarılı olmak değildi. Hayatımda ilk defa başladığım bir işi yarısından öteye götürmek istemiştim. Ciğerlerim şiştiği için yarıda bıraktığım maçların vicdan azabını teneşir taşının üst&uum... Devamı

09 02 2009

Kalbim Çok Acıyor Biliyor Musun Güvercin

 kalbim çok acıyor biliyor musun güvercin elimde kaldı solmuş çiçeklerim söndü tüm hayallerim kırık dökük kaldırımlarda kaldı umutlarım kalbim çok acıyor biliyor musun eskide kaldı artık tüm güzel olan her şey eski sokaklarda kaldı mutluluklar yok artık böyle bir çift gülen yüzler eskide kaldı artık tüm yaşanmışlar kalbim çok acıyor güvercin sende gitme beni bırakıp bu şehrin sessiz sokaklarında biliyor musun güvercin kalbim yine de çok acıyor hep böyle kötümüdür bu hayat bu insanlar neden hep gülen yüzleri solduruyorlar neden ne den sen biliyor musun neden böyle bende senin gibi uçmak istiyorum koskoca mavi gökyüzünde uçmak istiyorum kötülüğün olmadığı bir yerde yaşmak istiyorum öyle yer var mı yok dimi bak sende susuyorsun sahi yok mu güvercin desene ben kendimi kandırıyorum kalbim çok acıyor ben çok üşüdüm sen üşümek nedir bilirimsin güvercin bilirim tabi her gün uçuyorum şehir şehir geziyorum soğuk yağmur fırtına demden uçuyorum kanatlarım öyle acıyor ki bazen arkadaşım benim de kalbim acıyor biliyor musun küçük arkadaşım hem de hiç olmadığı kadar acıyor kalbim en çokta sana üzülüyorum küçük arkadaşım ne üste var ne başta ayakkabıların yırtılmış kazağın sökülmüş ellinde solmuş bir demet çiçeklerin yok mu seninin annen baban küçük arkadaşım yok biliyor musun ben o çiçekleri annenim mezarına götürecektim oryada sadece vapur gidiyor  almadılar beni jetonum yok diye bide senin annen yok baban yok yanın da dediler hem senin üstün başında pislik içinde git buradan sokak çocuklarını almıyoruz dediler şimdi biliyor musun... Devamı

06 02 2009

HERŞEY BİTTİİ ............

'Herşey Bitti...'' Diyen Ses Aynı Şiddetle Kapıyı Kapadı...Ardında Kalandan Bir Apansızlıkla Gözlerini Ayırarak... Zaman Durdu O An... Zaman Parçalara Ayrıldı Bir Ses Edasında... Aksinde Kalan Tüm Hayatları Da Paramparça Ettiğine Hiç Aldırmadan.... Milat,Adımlarını Bir Film Gölgesi Misali Birer An,Birer Ses Ve Nefes Gibi Geri Geri Atmaya Başladı... ''Herşey Çok Geç Kalmış...'' ''Herşey Çok Erken Başlamış...'' Adam İlk Kez Gözlerini Kapının Siyahlığından Alabildi...Gözlerinin Her Milimine Öfke,İsyan,Şaşkınlık Ve Pişmanlık Gizlenmişti... Beyaz Gömleği Terden Kırış Kırış Olmuştu...Savaştan Çıkmış Bir Karartı Vardı Üzerinde...Teninde Ne Yarası Ne Beresi Ne De Bir Zerre Kan Lekesi Olmamasına Rağmen...O Kapının Arkasında Savaştan Henüz Çıkmış Bir Adam Vardı...Ne Gariptir Ki;Adam Savaş Bittikten Sonra Kanamaya Başlamıştı... Uzun Süredir Ayakta Beklemiş Bir Hali Vardı...Ellerini Aradı...Ellerini Buldu...Ayaklarını Aradı...Ayaklarını Buldu...Önce Bulduğu Elleriyle,Hemen Yanında Sanki Onu Kollarmış Gibi Duran Koltuğa Tutundu... Daha Sonra,Keşfettiği Ayaklarının Adımlarının Yardımıyla,Pencereden Süzülen Işığın Karanlığındaki Koltuğa Yavaşça Ve Sessizce Oturdu...Ses Çıkarmak Hatta Nefes Almak Bile İstemiyordu...Verdiği Nefesin Sesi Bile Artık Ona Düşmandı... ''Herşey Çok Geç Kalmış...'' ''Herşey Çok Erken Başlamış...'' Gözlerindeki İsyan,Öfke,Şaşkınlık Ve Pişmanlık Bir Duvarın Renginde Takılıp Kalmıştı...Tüm Vücudu Hareketsiz Ve Donuktu...Canlı Olan Tek Yeri İse;Gözlerindeki İsyan,Öfke,Şaşkınlık Ve Kendisinden Bile Korkan Pişmanlığıydı... Birden Arkasını Döndü,Elleriyle Pencerenin Perdelerine Uzandı...Uzandığı Elleri Kıpkırmızıydı...O Eller,Işığın Karanlığını İçeriye Sokan Yarı Açık Perdeleri Yırtarmışçasına Kapadı...Başka Bir Dünyadan,Başka Bir Ses Duydu... Devamı

06 02 2009

BENDEN UZAKTA

Git içimden gitGitmezsen dinmeyecekSon sözüm bu olarak kalsınAğlamayacağım ölmeyeceğim hatta umursamayacağımSeni unutacağım demiyorumUnuttum bileGit içimden gitNasıl geldiysen öyleceGit içimden gitBirdenbireEllerini de alO da sol tarafımda bir yerlerde olacakDinlediğim şarkıları da senin içinUyuyamadığım geceleri deSeninle gördüklerimiHepsini alGötür benden götürebildiğinceBilmiyorum sorma bütün cevaplar zorGit içimden dışımdan her yerimdenAğlamayacağım ölmeyeceğim hatta umursamayacağımGit içimden git artıkBir yalan daha söyleyemeyeceğim…YAŞAR GÜNAÇGÜN  Devamı

04 02 2009

Seni Sevmek İstemiyorum Artık…

 Yalnızlığı sevmezdim ben.Şimdi her fırsatta bir köşeye çekiyorumkendimi.Senden uzak senin nefesini duymadığım birköşe.Bu nefret değil senden nefret etmiyorum.Bu yalnızca dünyamı karartmaya çalışan siyah bir toz bulut…Anla beni ne olur!Duygularımı hüznümü anlamadın bari kırgınlığımı anla.Anla ve yalnız bırak beni.Beni sensiz, beni sevgisiz bırak.Sevmek istemiyorum artıkSevdikçe kırılıyor parçalanıyorum.BİTTİM!!!Deniz durulsun, yağmur yağmasın, şimşek çakmasın.Beni korkutan yazlnızlığa sürükleyen herşey yok olsun.Ağlamak değil gülmek istiyorum artık,Kırılmak değil toparlanmak istiyorum…Sevilmek de istemiyorum sevmek de…..Sevgi bana uzak olsun, ben sana…Alın kalbimi benden, kalpsiz yaşayabilirsem…Alın sevginizi benden, sizsiz yaşayabilirsem…Alın bütün umutlarımı benden…Mavi akşam olmadan yaşayabilirim belki…Alın bütün duyguları,Yanlızlığım ve kırgınlığımı bana bırakın…Hadi sende git artık..!!!Bak yavaş yavaş alışıyorum yalnızlığa…Hadi göm beni kalbine git.İmkansızlığı sevmedin mi zaten sen..?Git, imkansız olacak herşey.Dönmek yok, sevmek yok…İmkansız gördün, öyle sevdin, bırak öyle kalsın…Bak maviler gitti siyahlar kaldı bana,Umut gitti hüzün kaldı vicdanına…Haydi git…!!!Dur..!!! Sevginide al öyle git…Seni sevmek istemiyorum artık…alıntı... Devamı

03 02 2009

BANKTA KALDI UMUTLArım :((

Senle hep oturduğumuz bankta şimdi tek başıma kaldım Artık bana kırık dökük bankta gölgen eşlik ediyor Sende bulduğum umutlarım şimdi benle bir bankta kaldıİçtiğim sigaranın dumanın da he sen varsın Şimdi bir bankta oturuyorum  yanım da senin gölgen Ve tek arkadaşım sigaram Karşım da koca mavi deniz biliyor mu sun  her geçen vapur da seni görüyorum umutlarımın kaldığı  bankta şimdi seni bekliyorum gelirsin diye ne zor muş insanın sevdiğini  beklemesi gelmeyeceğini bile bile beklemek  çok acı veriyor yüreğim biliyor mu sun burada hava çok soğuk başım da siyah beremle üstüm de yeşil ceketimle kollarımı birbirine geçirerek ısınıyorum ama en çok yüreğim  üşüyor senin yokluğuna alışmak çok zor  o kadar koydu ki bana ne çok anılarımız vardı senle tüm hüzünlerimizi acılarımızı sevinçlerimizi mutluluklarımızı beraber paylaştık senle iyi ve kötüyü her şeyi senle paylaştım ama hepsi koca bir yalanmış  meğer bana en çokta bu koyuyor ya ben seni nasıl sevmişim bilmiyorum ki hayat insana hep yanlış yerde yanlış zamanda çıkarıyor insanını  sende onlardan birisin işte yanlış  zamanda yanlış hayata çıktın karşıma keşke hiç çıkmasaydın  bu kadar acı vermezdi bana kahrolası yüreğim bu kadar acımazdı şimdi ellimde tuttuğum keşkeklerle dolu bir hayat  kaldı senden bana kalan  tek şey ben bu hayatı sana gönderiyorum umarsızca esen rüzgarla  sana gönderiyorum iyi tut olurumu yanlış insan sana diyorum iyi tut eğer bir gün gelirsen beni kırık dökük bankta arama ben  karşında duran koca mavi denizde olu cam belki dalgaların arasında görürsün   hoşcakal sessiz kaldım  ... Devamı

02 02 2009

YANLIŞ ZAMAN YANLIŞ İNSAN .....

 Yanlış Zaman, Yanlış İnsan... Zamanın birinde kız varmış. Sürekli ağlayan. Gözünden gözyaşı hiç eksik olmazmış. Ne derdi ne sıkıntısı varmış ama ağlarmış işte. Kimse nedendir bilmezmiş. Bir gün kapı çalmış. Ama kapıda kimsecikler yokmuş. Kapının önünde yalnızca bir kavanoz. Etrafa bakınmış kimseyi görememiş. Almış içeri kavanozu. Gözleri yaşlı açmış kapağını. İçinde turuncu bir balık görmüş. Tam o sırada gözlerinden bir damla gözyaşı damlamış kavanoza. Balık birden kıpırdanmaya başlamış. Daracık kavanozun içinde oradan oraya dönmüş durmuş. Kız anlam vermemiş neler olduğuna. Daha çok ağlamaya başlamış. Üzülmüş balığın haline. Ağladıkça damlalar kavanoza dökülmüş. Balığın rengi morarmaya başlamış. Sonra anlamış gözyaşlarının küçük balığı zehirlediğini. Hemen gidip suyu değiştirmiş. Balık tekrar canlanmış eski haline geri dönmüş. Aradan günler geçmiş. Kız balığına şarkılar söylemiş durmadan. Dertleşmiş derdini anlatmış. Balık dinlemiş. Ama ağlamamış hiç. Balığım ölmesin diye. İçine akıtmış gözyaşlarını. O kadar çok sevmiş ki küçük balığı hiç ağlayamamış, hiç belli edememiş.Ama günler geçtikçe kız hastalanmaya başlamış. Rengi solmuş. Halsiz kalmış. Kimse ne olduğunu anlayamamış. Ama kimse bilememiş, içine akıttığı gözyaşlarının kendisini zehirlediğini. Asıl ağlarken daha mutlu olduğunu, zehrini böyle dışarı akıttığını kimse öğrenememiş. Ondan geriye kalan yalnızca turuncu bir balık kalmış.... Daha mı değerliydi uğruna gözyaşlarımızı sakladığımız, kendimizi zehirlemek daha mı kolay, saklanmak, kaçmak çözüm mü? Daha mı değerli turuncu balıklar? Daha mı değerli kendi hayatımızdan? Durma ağla. Durma akıt gözyaşlarını. D&ou... Devamı

31 01 2009

Benim hiç Deniz im Olmamışdı

Benim hiç Deniz’im olmamışdı senden önce BENİM HİÇ DENİZİM OLMAMIŞTI GÖZLERİNE YASLANDIĞIM Başıma çökmüş bir akşamın sığlığında uğradım gözlerinin enginliğine. Rengi nedir diye bile bakmaktan korktuğum gözlerinin avuçlarına bıraktım cocukluğumu. Sen konuştukça, ben büyüdüm sana. Birkaç dakika yanında olmanın kattığı umut deryasına bıraktım Suna boylu yangınlarımı. Kaç gündür sesinin renginden düşecek haberleri beklerken, ben sen oldum. Saçlarındaki beyazlara dayadım çamurdan yüreğimi. Her arayana sen diye koşarken, sesinden yoksun düştü içimdeki nehir.Susadı dışımdaki çember, daraldı gökyüzü…Oysa ki sen benimle aynı gökyüzünün altında yaşamaktaydın..Fark edemedim, sezemedim..Meğer sen bana ben kadar yakınmışsın. Yabancı dursa gözlerin gözlerime, şimdiye kadar dudak kenarlarından kovulmadı çocukluğum..Sende – şimdilik - sessizce büyümeye devam ediyorum. Kim bilir birkaç gün sonra öleceğim dudaklarında..Sahi ölmek dedin de; ben senin yüreğinde kaç gün yaşabileceğim ? Çünkü bu yürek hiçbir deniz de yaşatılamadı..Şimdi diz çöktüm çocukluğumun başına, bir denizin maviliğini bekliyorum…Çünkü benim hiç denizim olmadı bur terli coğrafyada.. Evet, benim yüreğim şehrim gibi çoraktır.. İçi yangınlardan olma, dışı yalnızlıklardan doğma bir yaranın tam ortasına düşmüş ceninim. Keza kim bilir senin yazgında imlası bozuk bir cümlenin gırtlağına yazılmıştır. Şimdi uzandım Suna boylu rüzgarın koynuna..Ayak dibimde şiddeti yalnızlıktan ibaret bir deprem büyürken, ben senin gözlerinin avlusunda ömrümü huzura sıvamaktayım. Az sonra koşacaksın ya bana…Saçl... Devamı

31 01 2009

Üzüntüsüz Yaşamak Bir Sanattır

Epiktetos yirmi asır önce demistir ki: "Kader önünde sonunda şöyle veya böyle günahlarımızın bedelini önümüze koyar. Görünen ya da görünmeyen zaman içinde herkes günahlarının bedelini öder. Ektiğini biçer. Bunu bilen adam kimseye kızmaz, gücenmez, kimseyi aşağılamaz, kimseyi itham etmez, kimseden nefret etmez, kimseye kin tutmaz. Bunu bilen adam karşılaştığı aksiliklere şasmaz. Önüne çıkan maddi-manevi engellerin kendi günahlarından baska bir sey olmadığını bilir." Düşmanlarınızı düşünmek için ayıracağınız bir dakika bile düşmanlarınızdan daha değerlidir. Nefret ve intikam hissi size büyük zararlar verir. Aristo şöyle diyor: "İdeal insan iyilik yapmaktan zevk alır. Kendisine iyilik yapilirsa mahcubiyet duyar. Çünkü iyilik yapmak üstünlük işareti, bir iyiliğe muhtaç duruma düşmek zaaf işaretidir." Karsılaşacağımız nankörlükten dolayı üzülmemek için hazırlıklı olalım. Karşılık beklemeden iyilik yapalım. Mutluluk minnet beklemekte değil, minnet gösterilmesinden rahatsızlık duyulacak olgunluğa erişmektir. 8 Özel Armağan 1) Dinleme... Ama gerçekten dinleyin. Kesmeden, hayal kurmadan, vereceğiniz cevabı düşünmeden... Can kulağıyla dinleyin. 2) Sevgi... Kucaklamalar, öpücükler, sırt sıvazlamalar ve el tutmalar konusunda cömert olun. Bu ufak hareketler, aileniz ve dostlarınıza olan sevginizi daha açık göstermenizi sağlayabilir. 3) Kahkaha... Fıkra anlatın, neşeli hikâyeleri paylaşın. Bu armağanınız "seninle birlikte gülmeyi seviyorum" anlamına gelir. 4) Yazılı bir not... Basit bir "Yardımın için teşekkürler" notu, ya da belki bir şiir... Kısa, elle yazılmış bir not bazen ömür boyu hatırlanır. 5) İltifat... Basit, içtenlikle söylenen bir söz (... Devamı

30 01 2009

BENİ HATIRLA HER BAKTIĞINDA

yırtıp attım anılarımıçöpe attım umutlarımı sana dair ne varsa tüm sayfalarımı yaktım sana bir parça kalan sarı hüzünlerimi bıraktım yıkıp gittiğin yüreğimden sana armağan olsun tren raylarında bıraktım aşkı duyguyu vagonlarda kaldı ayak izlerim ölümü bekliyor kırık dökük bendenim sonu bir trenin altında kalarak bitiyor sana benden kalan yorgun gölgemi bırakıyorum ona iyi bak her baktığında beni hatırla yüreğin acısın beni hatırla şimdi gidiyorum sonsuz  bulutların içinde ruhum yok olup gidiyorum hoşça kal yüreksiz deli kız serseri sessiz kaldim... Devamı

28 01 2009

SEN YETER Kİ İSTE

istemek hepsi senin ellerinde bırakma tuttuğun umutlarını hayallerini savurma rüzgara bırak siyah sayfalarıat yüreğinden kalbinde tutuğun beyazlarını alistemek senin ellerinde sen yeter ki istesin yüreğinyık gözündeki tabularını bırak gitsinler akıt içindeki göz yaşlarını tutma kan tutmasın gözlerin çiçekler tutsun ellerini gülen gözlerin sen iste yeter ki bin ömür değil tüm ömürüm senin olsunsen iste yeter ki soldurma yüzünü  söküp at çizgilerini o hep gülen yüzünü yıkma içtiğin bir bardak su gibi iç tüm acılarını hüzünlerinisen yeter ki iste sana tüm hayallerimi vereyim sen iste yeter ki içimde tuttuğum sevgimi vereyimsen iste yeter kihayat sana oyun oynamasın sen oyna hayata alma acıları alma hüzünleri bırak dursun tüm zaman sen durdurma zamanı inadına yaşa sev bırakma duyguyu aşkı eğme  bedenini kırma yüreğini bırak sokak kaldırımları eğilsin önünde durmasın ayakların koş koş inadına koş sen yeter ki iste ben senle ölüme bile gelirim gülüm sen yeter ki iste  her yeni doğan gün bir mutluluk bir sevgidir hiç solmasın ne yüreğin nede kalbin kırılmasın sen yeter ki iste hayatım senin olsun serseri yüreğim  sessiz kaldım  ... Devamı